ABD’nin eski başkanı ve 2025 seçimlerinin en güçlü adayı Donald Trump, 2019’da gündeme getirdiği Grönland’ı satın alma fikrini yeniden masaya koydu. Stratejik öneme sahip nadir toprak elementleri, uranyum, altın ve hidrokarbon rezervlerine ev sahipliği yapan bölge, ABD’nin Çin ve Avrupa Birliği ile olan rekabetinde kritik bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Ancak Trump’ın bu kez rotayı Ukrayna’ya çevirdiği görülüyor. 3 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Washington’un Ukrayna’ya sağladığı askeri ve ekonomik yardımların büyüklüğüne dikkat çeken Trump, bu destek karşılığında Ukrayna’daki nadir toprak elementlerinden pay almak istediklerini açıkladı.
Beyaz Saray’da 28 Şubat’ta yapılması planlanan Trump-Zelenskiy görüşmesinde, bu anlaşmanın imzalanması beklenirken, taraflar arasında yaşanan sert tartışma nedeniyle görüşme yarıda kesildi. Beyaz Saray yetkilileri, planlanan maden anlaşmasının imzalanmadığını duyurdu.
Zelenskiy, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ABD ile maden anlaşmasına prensipte karşı olmadıklarını, ancak güvenlik garantileri ve sürecin detaylarının netleşmesini istediklerini belirtti.
Bu gelişmeler, Trump’ın Çin’in madenler üzerindeki küresel hakimiyetini kırmaya yönelik hamlelerinin bir parçası olarak yorumlanırken, Türkiye’nin madencilikteki rolü yeniden tartışmaya açıldı.
Türkiye Madencilik Yarışında Geri Kalmamalı
Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel, küresel çapta stratejik madenler için büyük bir rekabet yaşandığını belirterek, Türkiye’nin bu yarışta geri kalmaması için kritik adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Yücel, Washington ve Pekin arasında süregelen “maden savaşları”na dikkat çekerek, ABD’nin Çin’in stratejik rezervlerine karşı uzun vadeli hamlelerle elini güçlendirmeye çalıştığını ifade etti.
Enerji sektöründeki dönüşümle birlikte petrol üreticisi ülkelerin de madenciliğe yöneldiğini söyleyen Yücel, “Körfez ülkeleri, fosil yakıtların gelecekteki belirsizliği nedeniyle madenciliğe yatırım yapıyor. Suudi Arabistan, BAE ve Katar, Afrika’da milyarlarca dolarlık madencilik projelerine imza atarak Çin’e rakip olmaya başladı. Lityum, kobalt, nikel ve bakır gibi stratejik madenlerde küresel rekabet hızla artıyor. Türkiye olarak bu fırsatı kaçırmamalıyız. Eğer küresel yarışta yer almak istiyorsak, madencilik alanında stratejik adımlar atarak seferberlik başlatmalıyız” dedi.
Türkiye’nin büyük bir madencilik potansiyeline sahip olduğunu belirten Yücel, sektördeki bürokratik engellerin kaldırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda izin süreçlerinin hızlandırılması ve vergilerin rekabetçi hale getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Yücel, “Türkiye katma değerli üretime odaklanarak küresel madencilik liginde kendine sağlam bir yer edinebilir. Aksi takdirde, elimizdeki zengin kaynakları yeterince verimli kullanamayız” dedi.
Türkiye Yüzyılı İçin Madenciliğin Güçlendirilmesi Şart
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın madencilik sektörüne yönelik çabalarının önemine değinen Yücel, Türkiye’nin geleceğinin yer altı kaynaklarının verimli yönetilmesine bağlı olduğunu söyledi.
Yücel, sahip olunan madenlerin bilinçli ve sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesi durumunda Türkiye’nin madencilik alanında dünya liderleri arasına girebileceğini belirterek, “Enerji Bakanımızın öncülüğünde yürütülen bu süreç, diğer bakanlıkların desteğiyle daha da güçlendirilmelidir. ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu inşa etmenin en önemli adımlarından biri, yerli ve milli madencilik politikalarının geliştirilmesidir” ifadelerini kullandı.
Madencilik faaliyetlerinin çevre ve iş güvenliği standartlarına uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Yücel, Türkiye’nin stratejik gücünü artırmak için doğal kaynaklarını sorumlu bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.