Bir ayda üç saldırı, sıfır önlem!
ÇANAKKALE, EĞİTİMİN KENTİYDİ; ŞİMDİ ‘AKRAN ZORBALIĞI’NIN MERKEZİNE Mİ DÖNÜŞÜYOR!?
Biga’da kalbi duran çocuk, kafe çıkışı yanlışlıkla dökülen sodanın ardından başlayan şiddet görüntüleri ve okul önünde saçından sürüklenerek dövülen öğrenci… Bir ayda üç olay, üç acı tablo; ama İl Millî Eğitim Müdürü sessiz, eylem planı yok, kamuoyu tepkili.
Biga’da kalbi duran çocuk
Çanakkale’de son bir ayda yaşanan olaylar zinciri, eğitim sistemindeki çöküşün fotoğrafına dönüştü. 25 Eylül’de Biga’daki İÇDAŞ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 14 yaşındaki öğrenci M.D.Y., sınıf arkadaşı tarafından okul içinde darbedildi. Aldığı darbeler sonucu kalbi durdu, beyin kanaması geçirdi ve yoğun bakıma kaldırıldı. Olay, ulusal medyaya kadar taşındı; öğrencinin durumu günlerce Türkiye’nin gündeminde kaldı. Ancak bu dramatik olayın ardından İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nden ne bir açıklama, ne de alınan tedbirlere dair bir bilgilendirme yapıldı.
Kafe çıkışı başlayan şiddet
Biga olayından sadece birkaç gün sonra, bu kez Çanakkale şehir merkezinde yeni bir ‘akran zorbalığı’ vakası yaşandı. Bir kafede arkadaşlar arasında yaşanan küçük bir gerginlik, dışarıya taşarak şiddete dönüştü. B.İ.Ç. isimli öğrenci, yaşıtı E.A.’yı saçından sürükleyip yere yatırdı, ardından dakikalarca darbetti. Görüntüler sosyal medyada hızla yayıldı; olay sadece Çanakkale’de değil, tüm ülkede öfke yarattı. Kamuoyunun beklentisi, İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün bu kez devreye girmesi yönündeydi — ancak yine aynı sessizlik hâkimdi.
Okul önünde sürüklenen öğrenci
Son olarak şehir merkezinde başka bir okulun önünde yaşanan şiddet olayı, ‘akran zorbalığı’nın artık olağanlaştığını gösterdi. Bir kız öğrenci, okul çıkışı başka bir öğrenci tarafından saçından sürüklenerek yere yatırıldı. Olay anı çevredekiler tarafından kayda alındı; görüntüler ulusal medya ve sosyal platformlarda geniş yankı buldu. Veliler isyan etti, öğrenciler korktu, öğretmenler çaresizliklerini dile getirdi. Ama İl Millî Eğitim Müdürlüğü, üçüncü vakada da ne açıklama yaptı ne de önlem aldı.
Kurum susuyor, şiddet büyüyor
Çanakkale’de yaşanan bu üç olay artık sadece çocuklar arasındaki bir problem değil, doğrudan kurumsal bir zafiyetin yansıması. İl Millî Eğitim Müdürü Mine Hayta’nın süreci yönetmedeki sessizliği, kamuoyunda tepkilere neden oldu. Ne okullarda kriz yönetimi devreye girdi, ne rehberlik desteği artırıldı, ne de kamuoyuna güven verecek bir eylem planı açıklandı. Eğitimdeki bu sessizlik, ‘akran zorbalığı’ kadar tehlikeli bir hal aldı.
Veliler kaygılı, öğrenciler güvende değil
Veliler artık çocuklarını okula güvenle gönderemiyor: “Biga’da kalp krizi, şehirde şiddet, okul önünde dayak… Bu şehirde çocuklarımızı kim koruyacak?” Öğretmenler ise yetersiz sistemle baş başa bırakılmış durumda: “Rehberlik yok, psikolojik destek yok. Olay yaşanıyor, biz bile basından öğreniyoruz.”
‘Akran zorbalığı’ artık ülke gerçeği
Çanakkale’deki üç olay, Türkiye’de gençlik şiddetinin ulaştığı noktayı bir kez daha gösterdi. Tıpkı İstanbul Kadıköy’de öldürülen Mattia Ahmet Minguzzi olayında olduğu gibi, gençler arasındaki küçük tartışmalar, kontrolsüz şiddete dönüşüyor. Minguzzi cinayeti Türkiye’nin vicdanını sarsarken, Çanakkale’deki bu olaylar da aynı gerçeği haykırıyor: Zorbalık artık bireysel değil, sistemsel bir sorun.
Çağrı: Çocuklar korunmalı, kurumlar susmamalı
Çanakkale, bir ayda üç ‘akran zorbalığı’ vakasıyla artık eğitimde alarm noktasına geldi. Bu sessizlik sürdükçe, her okul potansiyel bir kriz alanına dönüşüyor. Kamuoyunun çağrısı açık: İl Millî Eğitim Müdürlüğü derhal okul güvenliği ve psikososyal destek planını açıklamalı, rehberlik servisleri güçlendirilmeli, okul çevreleri güvenli hale getirilmeli, aile, öğrenci ve kurum iletişimi yeniden kurulmalı. Çocuklar okula korkuyla değil, güvenle gitmeli. Çanakkale artık ‘akran zorbalığı’ haberleriyle değil, önlem alan kurumlarıyla anılmalı.








