İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, AK Parti İstanbul teşkilatıyla bir araya geldiği toplantıda, siyasetin merkezine “teşkilat” vurgusunu yerleştirdi. Bakanlıktaki yoğun mesaisine rağmen mahalle başkanlarıyla buluşmayı tercih eden Turan, siyasi başarının dijital dünyadan ziyade sahada, halkın içinde kazanıldığının altını çizdi.
“SOSYAL MEDYADAKİ BEĞENİNİN ANLAMI YOKTUR”
Teşkilat yapısını bir vücudun sinir sistemine benzeten Turan, mahalle başkanlarının bu mekanizmanın en kritik noktası olduğunu ifade etti. Teşkilatın halkla bağının kopması durumunda yapının “felç” olacağını belirten Turan, şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:
“Burada olma tercihi çok kıymetli. Bu dava maaşla, makamla değil; emekle, gayretle yürür. Sinir sistemi sağlam olmayan bir yapı felç olur. Şehit cenazesinde, kahvehanede, esnafın yanında, üniversite gençliğiyle buluşmada yoksanız; sosyal medyadaki milyon beğeninin anlamı yoktur.”
SİYASET MÜHENDİSLİĞİNE KARŞI “SOSYOLOJİ” VURGUSU
AK Parti’nin çeyrek asra yaklaşan iktidar sürecinde Gezi olaylarından 15 Temmuz darbe girişimine kadar pek çok operasyona maruz kaldığını hatırlatan Turan, bu süreçten her seferinde güçlenerek çıkılmasını “Siyaset mühendisliğine karşı sosyolojinin zaferi” olarak tanımladı. Başarının formülünü “doğru lider, doğru çizgi ve güçlü teşkilat” üçlemesiyle açıklayan Turan, teşkilatın önemini şu sözlerle perçinledi:
“Lideri iyi olabilir, çizgisi olabilir; ama teşkilatı yoksa sonuç alamaz. Teşkilat yoksa parti de yoktur.”
“YAPTIKLARIMIZ LÜTUF DEĞİL, GÖREVİMİZDİR”
Savunma sanayiinden Ayasofya’nın açılışına, başörtüsü özgürlüğünden deprem sonrası inşa edilen dev konut projelerine kadar hayata geçirilen icraatlara değinen Bülent Turan, değişen toplum beklentilerine de dikkat çekti. Genç kuşağın eski Türkiye krizlerini bilmediğini hatırlatarak, hizmet siyasetine dair şu perspektifi sundu:
“Yaptıklarımız lütuf değil; görevimiz ve milletimize verdiğimiz sözün gereğidir. Çare 2002 ruhudur. Takınacağımız tavır da giyeceğimiz elbise de o ruhtur. Bu başarı sizlerin iradesiyle devam edecek.”








