MAKAMDAN İNDİKTEN SONRA, YA SELAM VERECEK ADAM BULAMAZSANIZ.?

Sadece Siyasetçiler için değil, bürokratlar, iş adamları STK temsilcileri; kısacası koltuk ve makam sahibi olan herkes için geçerli bir konudur bu kibir belası…

Allah kimseye bu hastalığa yakalanmamayı nasip etsin; teşhisi kolay, tedavisi nerede ise imkansız denecek kadar zor…

KİBİR ; Kendini beğenmek.!
Böbürlenmek.!
Egonun tavan yapmış halide denebilir!.
Burnunun ucundan başka kimseyi görmemektir!.
Alçaktır kibirli insan, yükseldikçe başının göğe erdiğini zanneder, lakin kibirlendikçe yerin dibine girer!.

Alçalır.. Debelenir, çıkamaz, battıkça batar!.
Bilemez ki; gerek gönüllerde, gerekse makam ve mevkilerde yükselmek için derinleşmek gerekir!. Derinleştikçe insan mütevazileşir!
Kendini geliştirir.
Ve çevresine faydalı olacak kıvama gelir!.

Peki ya mütevazilik yerine küçük dünyaları ben yarattım moduna girmek?..
“Kibir alçağın ahlakındandır” NE MÜTHİŞ BİR TESPİT!.
Sadece bu söz bile, kibrin iğrençliği ortaya koyuluyor.
Demek ki, hem kibirden, hem de kibirli kimsed0en uzak durmamız kaçınılmaz. Ha kibrit, ha kibir. İkisi de yakıcı. Velhasıl yok edici!

Kibir ve gururlularla haddini aşanı, Cenab-ı Hak yerden yere çarpar.” buyuruyor Hz. Ömer.

Şöyle bir etrafımıza bakalım azizim ;Çevremizde, mazimizde ne kadar çok canlı örnek gördük! Selam vermeye kibirlenenlerin, SELAM VERİL(E)MEZ hale geldiklerine şahit olduk!

Hiç mi bunlardan ders çıkarmaz bu insanoğlu?
Hiç mi sorgulamaz?
Ve hiç mi akıl etmez olanı biteni?
Bugün ona, yarın bana neden demez?
İşine mi gelmez, yoksa aşırı kibir gönül gözünü mu kaybettirmiş bilinmez!..
Yahu kimsin sen?
Seni yaratan varken nesin sen?
Öldükten sonra neyin olacak kefenden başka?
Altın tabutların olsa ne fayda?
Sultan Süleyman’a kalmayan şu kıytırık dünya!.
Sana mı kalacak sanırsın, böbürlenmen bunun için mi her fırsatta?
Yahu selam vermek, yada almak muhabbeti artırır. Sevgiyi çoğaltır. Birliğimizi perçinler, kardeşliğimizi sağlamlaştırır!.
Kibir mi? O seni yerin dibine sokar!
Bırak düğününü derneğine en mutlu gününe… Cenazene bile ailenden başka kimse gelmez imam haricinde!.

Bize yakışan, kibir değil, izzettir.
İnsan için, izzette itibar ve şeref vardır, kibirde ise yoktur.
Büyüklük, ululuk gibi anlamlara gelen kibrin insana yasaklanması, ancak ”haddini bilme” olarak açıklanabilir.
Ve ahlakın en güzel şekli insanın haddini bilmesidir!.

Açıkçası herkes gibi ben de, Kibirli bir kimsenin, vefalı, merhametli ve hakkaniyetli olabileceğine inanmıyorum.

Buradan şuraya varabiliriz: Kalbin en birinci düşmanı stres veya kolesterol değil, kibirdir!. İnsanı yer bitirir!.
Birlik ve beraberliklerin sonunu getirir, milleti böler, aileyi parçalar ve kişiyi yalnız kılar! Bela ve musibetleri kolunda çeker ve ortaya çıkarır.
Ve kibir en alçak insanın ahlakıdır!. Neticeten insanı selam verilemez hale getirir makamlardan, mevkilerden koltuklardan inildiğinde, BİR HİÇ EDER bu kibir…

Ağzından Hakkı, Hukuku Adaleti düşürmeyenlere SON BİR HATIRLATMA; Peygamberimiz şöyle buyurdu:
“Kalbinde zerre kadar kibir olan bir kimse cennete giremez.
Kalın Sağlıcakla..!